Archive for the ‘Evlilik Öncesi’ Category

Evlilik Öncesi

Mayıs 13, 2008

Türk toplumunda en fazla tartışılan konulardan birini, psikiyatrist iki ünlü uzman tartıştı. Evlilik öncesi seks yaşanmalı mı?

Evlilik öncesi seks yapılmalı mı?

Türk toplumunda en fazla tartışılan konulardan birini, psikiyatrist iki ünlü uzman tartıştı. Evlilik öncesi seks yaşanmalı mı?.

Prof. Dr. Mansur Beyazyürek

“Evlilik öncesinde cinselliğin yaşanması gerekir. Çiftler birbirlerini her yönden tanıyıp, ondan sonra evlenmeli”

Evlilik öncesi seks yaşanmalı mı?
Yaşanması gerekli. Çiftler birbirlerini her yönden tanıyıp, uyumlarına karar verdikten sonra evlenmeli. Ama bu büyük bir tabu. Eşiyle evlilik öncesi seks yaşayan erkek, sonra karısına güvenmiyor. Bunların hepsi cinsel eğitim eksikliğinden oluyor.

Cinsel uyum evlilik kararında ne kadar önemlidir?
Çok ama çok önemli. Bir evliliğin içindeki pek çok sorunun hallolması, cinsel uyum varsa çok çok etkilidir. Cinsellik, bakın buna ekonomik sorun da dahildir, hayatın içindeki pek çok sorunun çözülmesini sağlar.

Evlendikten
sonra aralarında cinsel uyum olmazsa ne yapacaklar?
Bunun nedenini tartışacaklar, en önemlisi birbirlerine neden zevk aldıklarını söylemeye alışacaklar. Birbirleriyle cinsel anlamda tanışmayı deneyecekler…

Ten uyumsuzluğu kolay tedavi edilir mi?
Ten uyumsuzluğu varsa ve bu ilişkiye yansıdıysa, çiftlerin kendi kendilerine çözmeleri zordur. En azından yardım almaları gerekir. Nedeni bulunursa çözülmeyecek bir sorun değil, ama bu konuda cinsel terapi eğitimi almış bir psikiyatriste gidilmesi şarttır.

Hangi cinsel problemlerde çiftlere “Evlenmeyin,” ya da “Boşanın,” diyorsunuz?
Hiçbir şekilde birbirlerini arzulamıyor, birbirlerine dokunmaktan bile uzaklaşıyorlarsa, bu konuda yardım talebine açık değillerse biz “Bu işi bırakın,” diyoruz.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan
“Cinsel uyumun evlilik kararında yüzde 20-30 oranında rolü vardır. Türk toplumunda evlilik öncesi seksi tavsiye etmem”

Evlilik öncesi seks yaşanmalı mı?
“Evlilikten önce cinsellik yaşanmalı,” tarzındaki düşünceler gençleri travmatize ediyor. Ancak çiftler Batı toplumuna göre yetiştiyse, cinsellik yaşayabilirler. Çünkü Batı toplumunda, “İlk cinsel deneyim en özel kişiyle yaşanacak,” diye bir görüş hâkim değil.

Cinsel uyum evlilik kararında ne kadar önemlidir?
Cinsel uyumun evlilik kararında, genellikle yüzde 20-30 oranında rolü vardır. İki farklı cinsin uyumunda yüzde 70-80 duygu, düşünce ve davranış uyumu gelir. Çiftlerin öncelikle fikir, hal ve tavır konularında uzlaşıyor olması gerekir…

Evlendikten sonra aralarında cinsel uyum olmazsa ne yapacaklar?
Uzman yardım alacaklar. Zaten cinsel uyumsuzluk, hastalık durumunda söz konusu olur. Kadında vajinismus; erkeklerde ereksiyon kusuru, erken boşalma ya da cinsel bilgi eksikliği nedeniyle oluyor.

Ten uyumsuzluğu kolay tedavi edilir mi?
Cinsel uyumsuzluk hastalık nedeniyle oluyorsa tedavisi çok kolay. Ama yanlış kapılar çalındığı için insanlar sonuca ulaşamıyor. Çözümü yanlış adreslerde arıyorlar. Büyücülere, cincilere gidiyorlar. “Büyü yapıldı cinsellik bitti,” diye düşünülüyor.

Hangi cinsel problemlerde çiftlere “Evlenmeyin,” ya da “Boşanın,” diyorsunuz?
Erkekte ereksiyon problemi varsa, bu durumu karşı tarafın evlenmeden önce bilmesi gerekir. Evlilikte seks olmayabilir ya da tedavisi mümkünse, tedaviden sonra evlilik gerçekleşmeli.

ESRA TÜZÜN

Evlilik Öncesi

Mayıs 13, 2008

 Türkiye’de , cinsel yaşamla ilgili bilimsel araştırma ve anket çalışmaları yeterince  yapılmadığı için, ilk gençlikte cinsel ilişki düzeyi ve yoğunluğu hakkında güvenilir bilgiler yoktur. Ancak 1960′ların ortalarında İngiltere’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, 18-19 yaş grubundaki kızların yaklaşık yüzde 25′inin cinsel birleşme deneyini yaşadığı bilinmektedir. Oysa Kinsey’in l950′lerin başında yaptığı araştırmada, bu yüzde 25 oranına ancak 20-2l yaş grubundaki kızlarda ulaşılmaktaydı. Buna göre, aradan geçen 15 yıl içinde gittikçe daha küçük yaştaki genç kızların cinsel ilişkiye girdiği sonucuna varmak yanlış olmayacaktı. Aynı şekilde, 1960′lardan günümüze kadar geçen sürede cinsel birleşme yaşının giderek daha da küçüldüğü söylenebilir. İngiltere için geçerli olan bu gözlemler, diğer Batı ülkeleri için de geçerlidir.
Ülkemizde durum biraz daha farklıdır: kırsal kesimlerde evlilikler zaten oldukça küçük yaşlarda olmaktadır. Ancak bu, bir “cinsel özgürleşme” belirtisi olarak görülemez. Tam tersine, çok genç yaştaki kızlar çoğunlukla kendi onayları alınmadan evlenmeye zorlanmaktadır. Buna karşılık, kentlerde evlilikler genellikle 20 yaşından sonra olduğu için Batı’da elde edilmiş istatistiklerle bir karşılaştırma yapma olanağı bulunabilir. Sağlam, bilimsel veriler bulunmamasına rağmen Türkiye’de genç kızlar için evlilik öncesi cinsel birleşme oranının bir yirmi yıl öncesine göre hayli arttığına inanılabilir.  Bu, cinsel özgürleşme atmosferinin bir sonucu olduğu kadar, evlilik yaşının  yükselmesine de bağlıdır. Önemli bir etken de, doğum kontrol yöntemlerinin gelişmesidir. Genç erkekler içinse böyle bir sorun zaten yoktur: onlar, lise çağından başlayarak, cinsel ilişkide bulunmaya, bunun için genelevlere  gitmeye teşvik edilmektedir.
Ortaya attığı görüşlerle tartışmalara yol açan İngiliz eğitimcisi A.S. Neill, kendi okulundaki öğrencilere doğum kontrol araçları sağlanmamasının tek nedeninin yasaların böyle birşeye izin vermemesi olduğunu söylemiştir. Neill’e göre, çocuklara cinsel yönleriyle ilgili bir utanç duygusu aşılanmasının ve arzu ettikleri zaman cinsel faaliyette bulunmalarına olanak verilmemesinin sonucunda, ortaya eksik ve mutsuz yetişkinler çıkmaktadır.
Buna karşılık, Neill’i eleştiren  başka eğitimciler de, fiziksel gelişme ile ruhsal ve zihinsel gelişmenin iki farklı olgu olduğunu ileri sürmektedir. Bunlara göre, çocuklara seksle ilgili bir suçluluk ve utanç duygusu aşılanması elbette yanlıştır ama, erken yaşta cinsel faaliyete geçmeye teşvik edilmeleri de doğru değildir.
Kuşkusuz, bir insanın cinsel yaşamına belli bir zihinsel olgunluk düzeyinde başlaması, daha sonra cinselliğin bedensel ve ruhsal yönlerini daha iyi bütünleştirmesine yardım edecektir. Ama sorun, bu olgunluk düzeyinin nasıl saptanacağıdır . Üstelik, cinsel deneyin kendisi de kişinin olgunlaşmasına katkıda bulunur. Yine de, olgunluğun bir ölçütünün kişinin cinsel eşine karşı tutumu olduğunu kabul edebiliriz: eğer genç kız ya da erkek, karşısındaki kişiyi sevebiliyor, ona değer veriyor, onun kaygı ve sevinçlerini paylaşabiliyorsa, ve en önemlisi, ilişkisinin sorumluluğunu üstlenebiliyorsa o zaman cinsel yaşamın ağırlığını da kaldırabilecek demektir.
Bugünün anne ve babaları, çocuklarının cinsel deneylerini yasaklayarak önüne geçilmez bir gelişimi durdurmaya çalışmak yerine, kurdukları ilişkilerde karşılıklı sevgi, şefkat ve sorumluluk gibi şeylere dikkat etmeyi öğretmelidirler. Cinsel yönlerinin görmezden gelindiği ya da bastırıldığı bir ortamda yaşayan gençlerin ilk cinsel deneyleri, çoğu zaman olumsuz koşullarda ve tatsız bir biçimde gerçekleşir. Buna karşılık cinsellikleri herhangi bir dış müdahaleden uzak, doğal bir biçimde gelişmiş kişiler ilk ilişkilerine de rahat ve güvenle girerler.



© 2008 - Evlilik Hazırlıkları - Brought by Wordpress Themes - Designed by XHTML Valid